Untitled
GİRİŞ HAKKIMIZDA SOSYAL HAYAT FOTO GALERİ İLETİŞİM

                                           

                                           Tavşancıl'ın Tarihi hakkında bilgiler

                 Tavşancıl’ın coğrafi yapısı İzmit Körfez’ini bir baştan bir başa , yani İzmit’ten Yalova’ya kadar tarassud edecek bir konumda olması itibarı ile bilinerek (kast-ı mahsusada) kurulduğu kanaatini uyandırmaktadır.

          Gerçi 1071 Malazgirt savaşından sonra Üsküdar’a kadar varan Selçuklu akınları olmuştur. Ancak bu arada yani Selçuklu Akınları sırasında bu çevrede kalıcı yerleşimler kurulmamıştır.

          Halen muhtelif yerlerde bulunan yatırların basit türbe mezarları , halk içinde DEDE MEZARLARI olarak isimlendirilmektedir. Bu mezarlardan 7 adet bulunmaktadır. Bu mezarların hiçbirinin kitabesi hatta mezar taşı bulunmamaktadır. Bunlar hakkında bizlere intikal eden hiçbir yazılı bilgi hatta bunlarla ilgili anlatılan menkıbe dahi yoktur. Üstelik bu mezarlar kaybolma tehlikesi altındadır.

          Bu dedelerden bazılarının kerametleri görülmüştür. Bunlardan Karaman bahçesindeki ve Tintinoz Hasan’ın evi yanındaki (bu yarın ismi Bayraktar Fevzi denilmektedir) yatır ile Çarşı başında Muhlis Umur ve Erkal Vardar bahçesindeki yatırın hem kerametleri hem de kendileri görülmüşlerdir.

          Bu yatırların ve Dede Kültünün varlığı Tavşancıl’ın Orta Asya menşeli bir Türk Köyü olduğunun delilidir.

          Tavşancıl hakkında malumat alabileceğimiz kaynaklar çok azdır. Hatta yoktur. Belki Osmanlıca yazılmış kaynaklar vardır. Ama bu kaynaklara ulaşmamız mümkün değildir. Tavşancıl ; Gebze , Hereke ve Diliskelesi gibi yol üzerinde olmadığı için gözden ırak kalmıştır. Bu sözlerim yanlış anlaşılmasın. Çünkü Eski Bağdat Caddesi , Tavşancıl’ın içinden değil hayli kuzeyinden geçmektedir.

          Tavşancıl’ın içinden geçen demiryolu 19. Yüzyılın ikinci yarısında ve son çeyreğinde yapılmıştır.

          Tavşancıl ile ilgili en eski bilgi , Türk Edebiyatının büyük ustası Evliya Çelebi’nin meşhur eseri Seyahatnamededir.

          Seyahatnameye göre Evliya Çelebi Üstadımız 1629 yılında Melek Ahmet Paşa’nın Erzurum Valiliğine giderken beraberinde bulunmuş ve bu arada bilvesile Tavşancıl’a uğramıştır.

          Evliya Çelebi Tavşancıl için ‘200 hanelik bir köydür. Etrafı bağlık ve bahçeliktir. Köyün ahalisinin tamamı müslümandır. Tek camili ve mamur bir köydür.

          Çelebi’nin verdiği bilgiler Tavşancıl’ın ve halkının durumunu kısa ve özlü bir şekilde ifade etmektedir.

          Evliya Çelebi’nin verdiği kısa bilgilerden sonra Gebze Belediyesinin Doçent Dr. Gülfettin Çelik’e hazırlattığı bir kitaptan da bir takım bilgiler elde edilmiştir.

          Dr. Çelik’in bu kitabında Gebze ilçesi ve bağlı birimleri hakkında birçok bilgi mevcuttur. 1844 – 1845 yıllarında Tavşancıl’ın durumu şöyledir.

          Tavşancıl 200 hanelik bir köydür. Ahalisinin tamamı müslümandır. Bütün hane sahiplerinin isim ve lakapları tek tek verilmiştir. Bunun yanında her ailenin bağ , bahçe , ağaç ve hayvan sayıları da tek tek verilmiştir.

          Bu bilgiler ışığında Tavşancıl’da halk bağ ve bahçe işleri ile iştigal etmektedir. Bağcılık ve rençberlik başlıca gelir kaynağıdır. Burada dikkati çeken husus herhalde vergi kaygısı ile olacak zeytin ağacı ve hayvan sayısı çok az gösterilmiştir.

          Dr. Çelik’in kitabında çok değişik bilgiler bulunmakla beraber Tavşancıl Camileri ve tarihi eserleri hakkında hiçbir malumat bulunmamaktadır.

          Bunlardan ayrı olarak elimizde Ahmet Mithat Efendi’nin verdiği bilgiler önemlidir.

          Ahmet Mithat Efendi 20. Yüzyılın başında Keçecizade Fuat Paşa’nın torunu ile birlikte avlanmak maksadıyla Tavşancıl’a gelir. Seyahatlerini deniz yoluyla yaparlar.

Tavşancıl’da birkaç gün kalmışlardır. A. Mithat Efendi bu seyahatini ‘Seyyadene bir Cevelan’ isimli bir kitap haline getirmiştir.

          A.Mithat Efendi’nin bu kitabında verdiği bilgileri özet olarak arz edeceğim.

          A.Mithat Efendi’ye göre , Tavşancıl mamur ve bakımlı bir köydür. Sosyal hayat ve ulaşım bakımından iyi durumdadır.

Kahvehane olduğunu belirtir. Çeşme başında kendisine su verilen bardağın çok ince sırça bir camdan yapıldığını bilhassa belirtir. Bu arada çarşıdan ; çarşının tertip ve düzeninden özellikle bahseder. Bu arda av bahanesi ile gittikleri ve bir gece kaldıklarnı belirtir.

          Tavşancıl ile ilgili olarak Tavşancıl düğünlerini , çeşmelerini , yatırlarını ayrı konular halinde yazdığım için konuyu uzatmadan esas konumuz olan Merkez Camine geliyorum.

          Tavşancıl da yüzyıllar öncesinden gelen ve halen hayatiyetini devam ettiren tek eser bu camidir.

          Tavşancıl Merkez Camii adıyla müsemma olduğu gibi Tavşancıl yerleşiminin tam merkezindedir. Bu Camii , Evliya Çelebi Seyahatnamesinde adı geçen Camidir. Evliya Çelebi , Tavşancıl’dan 1629 yılında geçerken gördüğü Camidir. Çelebi’nin , Tavşancıl’dan bahsettiği yıllar 17. Yüzyılın ilk çeyreğidir.